Basın

Aret Taşcıyan – Fidel’e bir türlü söylemeye fırsat bulamadıklarım / MarineDeal News, Aralık 2016

 

1968/1970’lilerin bir idolü daha göçüp gitti aramızdan. Kasım ayı bizim döneme iyi gelmedi. Söz ve müzigi ile aşklarımızı yasattığımız, yumuşak sesi ile dostluklarımızı yeşerttiğimiz ve sözlerindeki devrimci içerik ile heyecanlarımızı coşturan Leonard Cohen’in ardından; 1959’larda soğuk savaşı Batı’ya taşıyan ABD’ye meydan okuyup Günümüz Küba’sını yaratan ve Kübalılar’a armağan eden verdiği devrim mücadelesinde Mao’dan ve Lenin’den farklı bir doktrine sahip olan, Che Guevara, Raul ile kendine has, Küba’ya mahsus mücadelesi Üniversite yıllarımızın idolü olan ve resimlerini duvarlarımızdan eksik etmediğimiz dev şahsiyet Fidel Castro’da aramızdan göçüp gitti. Bu yazımda, bu anlamlı günlerde Sevgili Dostum ve devrimci ruhunu hiç bir zaman yitirmeden gönlünde coşku ile hep taşıyan Levent Karaçelik’in Fidel’e yazdığı mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Commandante Fıdel,

Sen 82 arkadaşınla beraber Meksika’dan Granma’ya binip Los Colarados sahiline ulaştıgında, ben henüz 4 yaşındaydım.

Sen ve CHE ve Raul dünyadaki en büyük devrimlerden birisini gerçekleştirdiğinizde, ben 7 yaşındaydım.

Senin ve Che’nin hikayesini okuyup anlamaya başladımda 14 yaşındaydım, şimdi 64 yaşındayım. Geçen o 50 senede; seni, Che’yi, Küba’yı her hatırladığımda hep sen ve arakadaşlarınla Granma’da olamadığıma ve o 12 kişiyle beraber Sierra Mestra’ya ulaşıp orada ''Kazanacağız'' diye ciğerlerimi palatırcasına bağıaramadığıma, yemin edemediğime hep pişmanlık duymuşumdur. Bunları her hatırladıgımda ''keşke ben de orada olsaydım'' demişimdir. Sen, Che, Raul, Camilio, Juan, Efinegio, Ciro, Julio ve diğerlerinin orada neler yaşadığınızı, sanki hep ben de sizinle oradaymışım gibi hissettim. Ben de hep geceleri bir kayanın dibinde veya ağacın altında sizlerle beraber yattım, korktum, hayal kurdum, hatta bazen ağladım. Yıldızların bana bazen başka hayeller kurdurduğu da oldu, ama hiçbir hayal ''kazanma '' hayalimizin ve kazanırsak yapmayı düşündüklerımız ile ilgili hayallerimizin önüne geçemedi… Ben bunları sizinle beraber hep hayellerimde yaşadım.

Seni ve arkadaşlarını dünyaya bu kadar sevdiren sadece zamanın kapitalizminin simgesi olan bir büyük devlete kafa tutmanız değildi. Fidel, sen ve arkadaşların insan onuruna aykırı bir düzene kafa tuttunuz. Sömürülmeye, aşağılanmaya, köleleştirilmeye, satılmaya, kullanılmaya, yok sayılmaya kafa tuttunuz. Sizi bugün bile hala dünyanın her tarafında saygı ve sevgiyle hatırlatan bu ihtilale kimseden destek beklemeden, sadece kendi yüreklerınız ve inançlarınız ile kalkışmanız ve sadece Küba halkının mutluluğu, refahı için kendı canlarınızı ortaya koymanız idi. Karşınızdakinin kim olduğu, kime kafa tuttuğunuz değil, daha Granma’ya ilk adımınızı attıgınız andan itibaren ulaşmak istediğiniz hedefın insaniliği idi. Sizler, dünyaya devrimin bir siyasi sistemi kurmayı hedef almadan da sadece ve sadece ''insan'' için yapılabileceğini gösterdiniz. Fidel, sen ve arkadaşların, o 12 iki insan, bugüne kadar dünya tarihinde insanlık onurunun korunması, insanın insanca yaşama hakkının tanınması, emeğin yoksullaştırma ile sömürülmemesi için yapılmış en büyük devrimi gerçekleştirdiniz. Ne Bolşevik devrimi ne Mao devrimi sizin yaptıgınızla kıyaslanamaz. Sen Fıdel ve senin o 11 arkadaşın dünyanın gördüğü en kararlı ve en cesur kişiler oldunuz. Commandante, inan bana benim torunum da benim bugünkü yaşıma geldiğinde seni anacaktır. Sen ve arkadaşların insan onuru için bir insanın yapabileceği en büyük olayı gerçekleştirdiniz. İnsan olan hiç kimse, hiç bir zaman bunu unutmayacaktır.

Hasta siempre commandante